İşçi tarafından usulüne uygun şekilde resmî dilekçe verilmesine rağmen, kurum memuru dilekçeyi işletmeye almamıştır. Daha sonra müdür, dilekçeyi “göster, onay verirsem alırım” diyerek, resmî evrakın kabulünü kendi keyfi onayına bağlamış ve dilekçeyi fiilen geri çevirmiştir.
Oysa resmî dilekçelerin, içeriğine bakılmaksızın alınması, kayıt altına alınması ve işleme konulması zorunludur. Dilekçenin kabulü, bir müdürün kişisel takdirine ya da onayına bağlı değildir.
Bu uygulama, idari yetkinin kötüye kullanılması ve işçinin başvuru hakkının engellenmesi anlamına gelmektedir.
KYK yurtları, müdürlerin ve yöneticilerin keyfi kararlar aldığı özel alanlar değildir. İşçiler, yöneticilerin her dediğini sorgusuz yerine getirmek zorunda olan köleler değildir. İşçiler, Anayasa, İş Kanunu ve İş Sağlığı ve Güvenliği mevzuatıyla güvence altına alınmış haklara sahip emekçilerdir.
Bu keyfiyetin ve hukuksuzluğun karşısında durmanın tek yolu, işçilerin tek tek değil, birlikte hareket etmesidir. Resmî evrakın keyfi biçimde reddedilmediği, hak aramanın cezalandırılmadığı bir çalışma ortamı ancak örgütlü sendikal güçle sağlanabilir.
Haklarımız müdür onayına bağlı değildir.
Dilekçe hakkı engellenemez.
KYK yurtlarında çalışan tüm işçileri OTİS’te örgütlenmeye çağırıyoruz.




